dişli

okuduğum kitapları, izlediğim filmleri çok çabuk unutur oldum. geçen hafta izlediğim filmin adını, 2 hafta önce bitirdiğim kitabın sonunu unuttuğumu fark ettim biraz önce.

çok önceleri filmler ve kitaplarla ilgili ufak notlar alma alışkanlığım vardı. ama onları da belli bir yerde toplamadığım için kaybolup gitti çoğu. şimdilerde örneğin 2 yıl önce izlediğim bir filmi sadece "hmm güzel filmdi galiba" veya "hmm sıkılmıştım o filmi izlerken" diye anımsayabiliyorum. öteye geçemiyor. karakter isimleri, kurgusu, örgüsü hepsi hak getire.

sanırım bu sürekli şikayetlendiğim bilgi kirliliğinden kaynaklanıyor yine. kafada o kadar çok işe yaramaz bilgi var ki. beyin sadece "çok elzem" dediklerini ön planda muhafaza ediyor. diğerleri arka odada silik biçimde depolanıyor. yani bilmemnerden arkadaşımın kuzeninin annesinin adını da aynı yere atıyor, 2 hafta önce izlediğim filmin adını, konusunu sonunu da. ikisi de "çok elzem değil" kategorisine giriyor çünkü onun için.

ama sor şimdi bana turkcell 2009 dördüncü çeyrekte ne kadar kar yapmış, ne kadar mal sevkiyatı vermiş, türk telekom hangi illerde değer katan okullar açmış, alcatel-lucent üniversitesi istanbulda ne yapmış diye. bir bir sayarım. günümün 9 saatini işte geçirdiğim için (1/3'inden fazla) bu bilgileri daha önemli olarak kodlamış. hiç arka odaya atmıyor. bunları "çok elzem" kategorisinde tutuyor. "ben"im için hiç de elzem değil halbuki. ne ironik. ne acı.

kitabın sonunu hatırlayamadığımdan yola çıkarak, pis çarkın sıradan önemsiz dişlisi haline geldiğim gerçeğiyle yüzyüze geldim yine. hayırlara vesile olsun.

hayat böyle çok sıkıcı.

0 yorum: